Düşünülenin Aksine Huzurevleri Yaşlıların Sosyal Yaşamını ve Yaşam Kalitesini Destekliyor

Düşünülenin Aksine Huzurevleri Yaşlıların Sosyal Yaşamını ve Yaşam Kalitesini Destekliyor
Yayınlama: 27.10.2026
A+
A-

Düşünülenin Aksine Huzurevleri Yaşlıların Sosyal Yaşamını ve Yaşam Kalitesini Destekliyor

Özel eğitim uzmanı, eğitimci ve sosyal hizmet uzmanı Umut Tanju Parmak, huzurevlerinin yalnızca yaşlı bireylerin temel bakım ihtiyaçlarının karşılandığı kurumlar olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, doğru planlanan bakım hizmetlerinin sosyal yaşamı, güven duygusunu ve yaşam kalitesini destekleyebileceğini söyledi.

Özel eğitim, rehabilitasyon, özel okul, engelli bakım ve yaşlı bakım hizmetleri alanlarında çalışmalar yürüten Umut Tanju Parmak, Türkiye’nin değişen nüfus yapısıyla birlikte yaşlı bakımına yönelik hizmetlerin de daha kapsamlı ele alınması gerektiğini ifade etti.

Türkiye’de yaşlı nüfus artıyor

Türkiye’de yaşlı nüfusun toplam nüfus içerisindeki payı son yıllarda artış gösteriyor. TÜİK – 2025 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları verilerine göre 2025 yılında 65 yaş ve üzerindeki nüfusun toplam nüfus içerisindeki oranı yüzde 11,1’e yükseldi. Aynı verilere göre yaşlı nüfus 9 milyon 583 bin 59 kişiye ulaştı.

Yaşlı nüfustaki bu artış, bireylerin farklı ihtiyaçlarına uygun bakım, sosyal destek ve yaşam alanlarının önemini de beraberinde getiriyor.

“Huzurevlerini sosyal yaşamın devam ettiği ortamlar olarak değerlendirmeliyiz”

Huzurevlerine yönelik geçmişten gelen bazı önyargıların, bu kurumların sunduğu sosyal olanakların yeterince görülmesini engelleyebildiğini belirten Parmak, yaşlı bireylerin günlük yaşamının sosyal ilişkilerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Parmak, “Huzurevlerini değerlendirirken günlük yaşamın nasıl sürdüğüne bakmalıyız. Arkadaşlık ilişkileri, birlikte yapılan etkinlikler, düzenli beslenme, kişiye uygun bakım ve aileyle sürdürülen iletişim bu yaşamın parçalarıdır. Doğru kurum ve kişiye uygun hizmet bir araya geldiğinde, yaşlılarımızın daha katılımcı ve güvenli bir günlük yaşam sürdürmesi için değerli bir ortam oluşur” dedi.

Çekirdek aile yapısındaki değişim, aile bireylerinin farklı şehirlerde yaşaması ve çalışma hayatının yoğunluğu gibi faktörlerin yaşlı bakım düzenini etkileyebildiğine dikkat çeken Parmak, huzurevi tercihinde yaşlı bireyin kendi görüşünün de dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Parmak, ekonomik bağımsızlığı bulunan ve kendi kararlarını verebilen bir kişinin arkadaşlık kurabileceği, sosyal faaliyetlere katılabileceği ve ihtiyaç duyduğunda profesyonel destek alabileceği bir yaşam ortamını tercih edebileceğini belirterek, bu tercihe saygı gösterilmesinin bireyin yaşamı üzerindeki söz hakkının korunması açısından önemli olduğunu ifade etti.

Arkadaşlık ve ortak etkinlikler sosyal katılımı destekliyor

Yaşlı bakım merkezlerinde sosyal yaşamın günlük programın temel unsurlarından biri olması gerektiğini belirten Parmak, farklı ilgi alanlarına yönelik etkinliklerin yaşlı bireylerin sosyal katılımını artırabileceğini söyledi.

Sohbet grupları, müzik çalışmaları, korolar, resim, el sanatları, bahçe etkinlikleri ve kişiye uygun hareket programlarının farklı ihtiyaçlara göre planlanabileceğini ifade eden Parmak, etkinliklerin yaşlı bireyin sağlık durumu, becerileri ve kişisel tercihleri dikkate alınarak hazırlanması gerektiğini kaydetti.

“Birlikte şarkı söylemek, bir eser üretmek, bir arkadaşının doğum gününü kutlamak veya aynı sofrada sohbet etmek günlük hayata anlam katar. Bu ortamlar, iletişim kurmak, paylaşmak ve yeni ilişkiler geliştirmek için fırsat sunar. Yaşlılarımızın etkinlikleri seçebilmesi ve programların hazırlanmasına katılabilmesi de önemlidir” diyen Parmak, etkinliklere katılımın gönüllülük esasına dayanması gerektiğinin altını çizdi.

Zihinsel etkinlikler bakım programlarında yer almalı

Yaşlı bakımında fiziksel ihtiyaçların yanı sıra zihinsel ve sosyal ihtiyaçların da dikkate alınması gerektiğini belirten Parmak, düşünme, hatırlama ve iletişim becerilerine yönelik çalışmaların bakım programlarında değerlendirilebileceğini söyledi.

Sohbet, kelime oyunları, bulmacalar, müzik ve yaratıcı çalışmalar gibi faaliyetlerin bireysel veya grup ortamında uygulanabileceğini ifade eden Parmak, bu programların eğitimli kişiler tarafından ve bireyin ihtiyaçları dikkate alınarak yürütülmesinin önemine dikkat çekti.

Cochrane – Bilişsel uyarım ve demans üzerine derleme tarafından yayımlanan derlemede, hafif ve orta düzey demansı bulunan kişilerde bilişsel uyarım çalışmalarının bilişsel işlevlerde küçük yararlar sağlayabileceği; bazı çalışmalarda iletişim, sosyal etkileşim, ruh hali ve günlük yaşam becerileri açısından da olumlu sonuçlar bildirildiği belirtiliyor. Bununla birlikte araştırmalar arasındaki farklılıklar nedeniyle kanıtların kesinliğinin sınırlı olduğu da vurgulanıyor.

Parmak ise bakım anlayışının bireyin mevcut becerilerini ve yaşam öyküsünü dikkate alması gerektiğini belirterek, “Kişinin geçmiş deneyimlerini paylaşmasına, ilgi alanlarını sürdürmesine ve yapabildiği işleri günlük yaşamında kullanmasına alan açmalıyız. Bakım planı, bireyin mevcut becerilerini ve ihtiyaçlarını tanıyarak hazırlanmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Aile ilişkilerinin devamlılığı önceliğimiz olmalı”

Huzurevinde yaşamın aile ilişkilerinden bağımsız düşünülmemesi gerektiğini belirten Parmak, yaşlı bireylerin çocukları, torunları ve yakınlarıyla iletişimlerini sürdürebilmelerinin önemli olduğunu söyledi.

Ziyaretler, telefon görüşmeleri ve kişinin durumuna uygun aile buluşmalarının desteklenmesini öneren Parmak, ailelerin de bakım sürecine dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.

“Yaşlılarımız çocuklarıyla, torunlarıyla ve yakınlarıyla ilişkilerini sürdürebilmeli. Aileler de bakım sürecine katılmalı ve yakınlarının günlük yaşamı hakkında düzenli bilgi alabilmeli. Kurumun sunduğu destek ile ailenin ilgisi birlikte değerlidir” dedi.

Yaşam kalitesinin temelinde nitelikli bakım bulunuyor

Huzurevinde yaşam kalitesini belirleyen unsurların yalnızca fiziksel bakım hizmetlerinden oluşmadığını belirten Parmak; yeterli ve eğitimli personel, bireysel bakım planı, güvenli fiziksel koşullar, mahremiyet, beslenme ve sosyal katılımın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

TÜİK’in verileri de yaşlı nüfusun Türkiye’deki ağırlığının giderek arttığını gösteriyor. 2024 yılında 65 yaş ve üzerindeki nüfus 9 milyon 112 bin 298 kişi ve toplam nüfus içindeki oran yüzde 10,6 iken, 2025 yılında bu oran yüzde 11,1’e yükseldi.

Bu tablo, yaşlı bakım hizmetlerinde yalnızca temel ihtiyaçların karşılanmasının değil, bireyin sosyal çevresinin, tercihinin, bağımsızlığının ve aile bağlarının da dikkate alınmasının önemini ortaya koyuyor.

Ailelere kurum seçimi sırasında kurumun ruhsat ve hizmet kapsamını incelemeleri, kurumu yerinde görmeleri ve bakım süreçleri hakkında ayrıntılı bilgi almaları tavsiyesinde bulunan Parmak, yaşlı bireyin ihtiyaçlarının bakım anlayışının merkezinde bulunması gerektiğini söyledi.

Parmak açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Yaşlılarımızın kendilerini evlerinde hissetmeleri için alışkanlıklarını, tercihlerini ve yaşam öykülerini tanımalıyız. Nitelikli bir huzurevi; güven veren, arkadaşlığa alan açan, aile bağlarını koruyan ve bireyin kararlarına saygı duyan bir yaşam ortamı sunmalıdır. Yaşam kalitesini destekleyen bakım anlayışının merkezinde insan vardır.”

Kaynaklar:
TÜİK Veri Portalı
TÜİK – Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları 2025
Cochrane Library

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.